ULUSAL BASIN ARŞİVİZEUGMA HAKKINDAKİ HABERLER

Çingene kızın arkadaşları kimin elinde?
01-08-2015

ABD’nin Ohio Eyaleti’nde bir üniversite... Bowling Green Eyalet Üniversitesi (BGSU)... Giriş salonunda, yerde 12 parça mozaik duruyor. Anadolu’daki evlerinden çok uzaktalar. Gaziantep’te karanlık bir odadaki hüzünlü bir maenad, yani hepimizin bildiği adıyla‘Çingene Kız’ onları bekliyor.

BGSU’daki bu mozaikler Zeugma’dan. Dünya arkeolojisinde son yılların flaş gelişmelerinden biri Nizip’e 10 kilometredeki Zeugma kazılarıydı. Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırlarındaki bu önemli kent, önce Pers istilasına uğramış, ardından da bir depremle sarsılmıştı. Küçüldü, önemini kaybetti, unutulup gitti.


Milet’ten gelen testi Almanya’daki eserlerin örneği.

Onu unutmayan yağmacılar ve tarihi eser kaçakçılarıydı. Zeugma antik kenti harabelerine dalıp sökebildikleri her şeyi götürdüler. Bu parçalar, özellikle de Antakya’da yoğun bir şekilde rastlanan mozaiklerle birlikte yurt dışına çıktı.

‘Çingene Kızı’ bir köylünün yer göstermesi sayesinde tesadüfen bulundu. Zeugma’nın zenginlerinden birinin villasının yemek salonu zemininde öylece duruyordu. Çevresi delik deşikti. O haliyle bile büyüsünü korudu. Aynı villadan çıkarılan diğer parçalarla birlikte Zeugma kazısının yıldızı oldu. Oradan çıkanlar bu yıldızla birlikte, şimdi Gaziantep’te dünyanın en büyük mozaik müzesinde sergileniyor. 

 
M.S. 4. yüzyılda Anadolu’da yapılan bu toprak büst artık Hollanda’nın Leiden şehrinde (solda). Sağdaki eser Bodrum'da yapılmıştı ama artık Londra'da.

Birçok parça hâlâ eksik. Çoğu nerede, nasıl kaçırıldılar, kim kime ne zaman sattı, bilinmiyor. Ama 12 parçanın nerede olduğunu çok iyi biliyoruz. Gaziantep’ten 9 bin 500 kilometre ötede, Bowling Green şehrinde duruyorlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı da bunun farkında. Üç yıldır bu nadide parçaları almaya uğraşıyor. Ama henüz başarı kaydedebilmiş değiller. Çünkü üniversite vermeyi reddediyor. 12 mozaiğin akıbeti bir yılan hikâyesi...


ABD’deki mozaiklerin Zeugma’ya ait olduğu sanat tarihçisi Stephanie Langin-Hooper’ın çabaları sonucu anlaşıldı.

Her şey üç sene önce, 2012 ocağında, doktorasını henüz tamamlamış genç sanat tarihçisi Stephanie Langin-Hooper’ın bu mozaikleri incelemesiyle başladı. BGSU, yeni açılan merkezinde (Wolfe Center) uzun yıllar sonra ilk defa depodan çıkardığı mozaikleri sergileyecekti. Sergiye mozaiklerin anlatıldığı bir sempozyumun eşlik etmesine karar verildi.

Mozaiklerle ilgili belgeleri inceleyen Langin-Hooper, onların 35 bin dolar karşılığında, Manhattan’daki Peter Marks isimli bir antikacıdan alındığını gördü. “Dokümanlar aslında bir şey anlatmıyordu” diyor Langin-Hooper. “Belgeler ‘Mozaikler Antakya kökenli’ diyordu ama kanıtlamıyordu; üstelik Princeton Üniversitesi tarafından yürütülmüş Antakya kazılarında bunların varlığına dair bir kayıt da yok.”

GENÇ TARİHÇİNİN SAYESİNDE

 
Anadolu’dan mermer erkek büstü, M.Ö. 3. yüzyıla tarihleniyor. Bugün Paris’te... Danimarka’da da Anadolu’dan eserler var. Sağdaki, Ulu Cami kapı tokmağı.

O sırada sempozyum için danışılan bir başka sanat tarihçisi, Brown Üniversitesi’nden Roma dönemi mozaikleri uzmanı Rebecca Molholt da eserlerin kaynağından kuşkulanmış, kendi araştırmasına başlamıştı. Nihayetinde iki akademisyen, BGSU’daki mozaiklerin izini geriye doğru sürmeyi başarıp kaynağı buldular: Zeugma... (Langin-Hooper, bu iz sürmeyi büyük ölçüde geçen sene yaşamını yitiren Molholt’un yaptığını anlatıyor.)

Üniversite yönetimine derhal haber verildi. Yönetim durumu dürüstçe kabullendi. Hatta 7 Şubat 2012’de “‘Doğru şeyi’ yapacaklarına dair” bir de açıklama yayımladılar. Akabinde konu Türkiye’ye bildirildi. Kültür Bakanlığı ile görüşmelere başlandı. Bir heyet üniversiteyi ziyaret etti. FBI da durumdan haberdar edildi.

EMSAL OLMASIN DİYE VERMİYORLAR 


Efes’ten çıkan ‘Mermer Bebek ve Kaz’, daha onlarca eserle birlikte Ephesos Museum’da.

Sonra... Sonra her şey bıçakla kesilmiş gibi durdu. Üniversite geri adım attı; Türkiye’den mozaiklerin mülkiyetini ispat etmesini istiyorlardı. Mozaikleri vermekten vazgeçmişlerdi. Zeugma kazılarının başkanı, Ankara Üniversitesi’nden Prof. Kutalmış Görkay, üniversitenin niyetinin çok temiz görünmediğini söylüyor: “Muhtemelen ‘emsal olmasın’ diye vermekten kaçınıyorlar. Çünkü bu mozaikler iade edilirse gerisi çorap söküğü gibi gelecek. Ellerinde birçok kaçak tarihi eser bulunan üniversiteler ve müzeler devreye girmiş olabilir.”


New York Metropolitan Sanat Müzesi’nde Sardes’ten (Salihli) gelen tapınak sütunu.

Peki mozaiklerin Zeugma’ya ait olduğunun kanıtlanması mümkün mü? Fotoğraflar üzerinden bir inceleme yapan Görkay, parçaların bir yapbozun parçaları gibi yerine oturduğunu söylüyor: “Bunlar ‘Çingene Kız’la aynı odadan gelen parçalar. Kırıklarına kadar yerlerine oturuyorlar. Gerekirse laboratuvar ortamında test de edilir; onlar gibi Fırat taşından yapılıp yapılmadığı saptanır. Ama üniversite buna yanaşmayacaktır.”

Türkiye’den çalınıp ABD’ye götürülen Karun Hazineleri yıllar süren çabalar sonucunda, mahkeme Türkiye lehine emsal teşkil edecek bir karar vermek üzereyken iade edilmişti. Zeugma için de çabalar sürüyor. Çingene Kızı da beklemesini biliyor. Yıllardır gün yüzüne çıkmayı bekliyordu; arkadaşlarını da bekler.

 

FOTOĞRAF MAKİNEMİ

KASAYA KİLİTLİYORLARDI;

YİNE DE ÇEKTİM

Yaşar Yılmaz (yukarıda), devletin ancak komisyonlar kurarak, yapabileceği çalışmayı tek başına yaptı. Sekiz sene boyunca, Avrupa ve ABD’deki müzeleri ziyaret ederek, Anadolu’dan kaçırılmış eserlerin en kapsamlı envanterini hazırladı. 1949 doğumlu inşaat mühendisi Yılmaz’ın YEM Yayın’dan çıkan ‘Anadolu’nun Gözyaşları’, bir dedektiflik hikâyesi gibi...

‘Anadolu’nun Gözyaşları’ ne anlatıyor? 
Bu kitap halkımıza “Anadolu yüzlerce yıl soyulmuş, bu soygun yüzünden ağlıyor, seyirci kalma” diyerek çağrıda bulunmak istiyor. Ülkemiz soyulurken o dönemin aydınlarının, devlet yöneticilerinin, eserlerimizin götürülmesine seyirci kalmalarının nedenlerini tartışıyorum. 

Neden seyirci kalmışlar? 
Tarih bilinci ve buna bağlı olarak tarihi eser bilinci gelişememiş toplumların soyulması kaçınılmazdır. İşte bu yüzden. Bugün de devlet yöneticilerinin bu konudaki yetersizliklerinin nedenlerini, eğitimimizdeki eksikleri açık kalplilikle tartışalım.

Bu eserler için kaç müze dolaştınız, kaçırılmış kaç eser tespit ettiniz? 
Sekiz yıl müze müze dolaştım ben. Dokuz ay kadar da ön araştırma yaptım. 60 civarında müzede, yaklaşık 84 bin nesnenin fotoğrafını çektim. Eserlerin künyelerini ve envanter numaralarını belirledim. Başta İngilizler, Fransızlar, Almanlar, Avusturyalılar ve Amerikalılar’ın Osmanlının tükeniş yıllarında Anadolu’yu soyduğunu gördüm. Kendisi de soyulmuş Yunanlılar bile Batı Anadolu’yu işgal edince acele kazılarla yağmaya katıldılar.

 
Bebek Dionysos'u tutmakta olan Hermes büstü, Yunanistan'daki Olimpiya Arkeoloji Müzesi'nde (solda). Efes Hadrian Villası’ndan M.Ö. 4. yüzyıla ait Artemis yontusu ise Vatikan’a götürülmüş.

Müzelerde rahat çalışamamışsınızdır...
Amatör bir araştırma tutkusu, görev duygusu, itici bir çalışma gücü verdi. Müzelerde saatlerce ayakta durabilmeme yardımcı olması için varis çoraplarından yararlanmayı keşfettim. Bazı müzelerde ihtarlara rağmen fotoğraf çektiğimi öğrenince, makineme el koyarak müzeyi terk edinceye kadar bir kasaya koydular. Ama yedeğim vardı! “Hem eserlerimizi çalmışlar hem de kendi malımızın resmini bile çektirmiyorlar” diye içerliyordum.

Özellikle ‘içinizi yakan’ bir kaçakçılık var mı gördüğünüz onca örnek içinde?
Açıkçası hepsi içimi yaktı. Bodrum Kalesi’nden kale komutanının söktürüp İstanbul’a göndermek istediği eserlere İngilizlerin zorla el koyması, komutanın çaresiz direnmeye çalışması... Karkamış kazılarında Lawrence ve arkadaşlarının Birecik Kaymakamı’nın şakağına tabanca dayayarak kazı ruhsatı imzalatması gibi örnekler iç acıtıcı mesela. 211 metre boyunda Trysa kabartmalarının sökülerek 22 kilometre aşağıdaki Demre Limanı’na kızaklarla indirilmesi de. Buna seyirci kalan da yasayı uygulamakla sorumlu Osman Hamdi Bey... Avusturyalıların raporlarından okuyorsunuz bunu. Öfkeleniyorsunuz. 


Sekiz tonluk bu mağrur aslan 1858’den beri British Museum’da.

Kitabınızda, Osmanlı topraklarında kazı yapan yabancı arkeologların, dönemin Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey hakkında ilginç tespitlerini okuyoruz. Birçok şeye göz yumduğunu söylüyorlar... 
Osman Hamdi Bey döneminde giden eserlerin tamamı Eski Eserler Kanunu’na rağmen götürülmüştür ve yasal değil. Geri istenmelidir. Örneğin her biri ev yüksekliğindeki üç Likya lahitinden sadece birini Avusturyalılardan müze için istemesi... İlginçtir bunlar. 211 metre boyundaki eserlerimiz Viyana’da müze deposunda ambalajlarıyla yüz yılı aşkın bir süredir bekletiliyor. İlk bunları istemeliyiz. 

Nasıl geri alınacak bu eserler?
Soyulmuş ülkeler birleşip, eser iade yönetmeliklerini BM çatısı altında değiştirmeli. Tüm ülkelerdeki eserlerimiz için dosyalar hazırlanmalı ve masaya konmalı. Eserler geri dönünceye kadar kazı izinleri iptal edilmeli, ilgili ülkenin firmaları ihalelere davet edilmeyerek yaptırım uygulanmalı. Türkiye ilk kurtuluş mücadelesi vermiş bir öncü olarak, soyulmuş ülkelerden Mısır, Irak, İran, Suriye, Yunanistan, Çin gibi ülkeleri davet ederek uzun erimli mücadele için ortak akıl aramalı. 



TWITTER

Twitter hesabımıza göz atarak, tweetlerimizi inceleyebilirsiniz.

TAKİP EDİN!

FACEBOOK

Facebook sayfamızdaki paylaşımları inceleyebilir ve beğenebilirsiniz.

BEĞENİN!

YOUTUBE

Zeugma Videoları'nı izleyebilir, yorum yapabilir ve video paylaşabilirsiniz.

İZLEYİN!

BİZE ULAŞIN

Görüş, öneri ve diğer talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İLETİŞİM BİLGİLERİ