BİLİMSEL VE AKADEMİK YAYINLAR ZEUGMA BİLİMİ!

BARAJLAR VE GEÇMİŞİMİZİN GELECEĞİ
Nezih BAŞGELEN (Arkeoloji ve Sanat Dergisi Eylül-Ekim 2000)

1967 yılından bu yana GAP kapsamında Fırat üzerinde Keban, Karakaya, Atatürk barajlarının göl alanlarında yapılan arkeolojik çalışmalar, uygarlık tarihini değiştirecek kadar önemli sonuçlar vermiştir. Buna karşılık 1996’dan beri yapımı süren Birecik Barajı göl alanında kalacak havzada ise bu aşamaya kadar tespit ve kurtarma işleri gereği gibi gerçekleştirilemediğinden yalnızca Belkıs/Zeugma örneğideki gibi arkeolojik değerler değil, bölgeye özgü sivil mimari, kentsel ve kırsal dokuda, yerine konulamaz bir şekilde, belgelenmeden suların tahribine bırakılmıştır. Aynı şekilde doğal mirasımızın bir parçası olan yörenin flora ve faunası da tam anlamıyla belgelenmeden yitirilmiştir. Herşeyden ötede acı bir gerçek ise Birecik Barajı ve Kargamış Barajlarından sonra “cennet’in nehri” Fırat uygarlığı doğrudan havzasıyla birlikte bu yüzyılda , Türkiye sınırları içinde akmayacağıdır.
Ülkemizde bugüne kadar kültürel ve doğal varlıkların sağlıklı bir envanteri yapılamadığından, bunu gerçekleştirecek bir arazi teşkilatı bulunmadığından, Birecik Barajı örneğinde yaşadığımız gibi büyük yatırımlarla neleri yitirdiğimizi bile tam olarak bilecek durumda değiliz.
Bu yüzden de her fırsatta övündüğümüz, geçmişten geleceğe aktarmamız gereken kültürel ve doğal mirasımızın önemli bir bölümünü bir daha yerine konmamak üzere kendi elimizle tarihten siliyoruz.Günümüzde kullandığımız bilgisayarlar bile , yaptığımız bir işlemi silerken, iki üç aşamada bunu yapmayı gerçekten isteyip istemediğimizi soruyor. Kültürel ve doğal mirasımızı gerçekten bu kadar kolay silmek ya da düşünmeden yok etmek istiyor muyuz? Zengin bir kültürel ve doğal mirasa sahip olmak bunu tam anlamıyla tanıma, bilme, koruma, geleceğe aktarma sorumluluğunu vermektedir, yok etme hakkını değil. Hızla büyüyen ülkemizde büyük altyapı yatırımlarının da sayısı artacaktır. Yapımında kullanılan teknolojilerin yarattığı tahribat ise ülkemizin geleceğini tehlike altına sokmaktadır. Ülkemizin gelişmesi ve geleceği açısından gerekli olan yatırımların kaçınılmaz olduğu durumlarda, en azından bu tür değerlerin ayrıntılı olarak belgelenip gelecek kuşaklara aktarılması yatırım projelerinin ön koşulu olmalıdır. Bu; dünya yüzünde uygar bir toplum olmanın da tartışılmaz bir göstergesidir. Tüm insanlığın ortak mirasının bir parçası olan bu değerler; belgelenmeden ve hiç olmazsa bir bölümü koruma altına alınmadan göz göre feda edilmemelidir.
Birecik Barajı gövdesinin yapımı sırasında bulunan Roma Lejyon kampı ve hamamı, İlk Tunç Çağ Mezarlığı’nda , Belkıs/Zeugma’daki Roma villalarında bulunan paha biçilmez eşsiz eserler, Apamea antik yerleşiminde, Tilböür, Tilbes, Tilmusa, Horum höyüklerinde, Kalemeydanı ve Halfeti’deki yapılarda, batı yakasında Belkıs, Yeşiltepe, Fındıklı, Aşağı Çardak, Erenköy Gümüşgün, Kalemeydanı Kasaba, Keskince, Bahçeönü, Durucak Kavaklıca, Çekem Savşan, Akçağlayan, Gözeli köylerinde ,Yukarı Fırat Vadisi’nde yitirdiğimiz tüm kültürel ve doğal değerler ile su altında kalan ekolojik havza bunun acısı soğumamış örnekleridir. Gelecekteki Benzer kayıpları önlemek için ülkemizin kültürel gereksinmelerini gözönüne alan yeni bir kalkınma modelini geliştirmek zorundayız. Nitekim, başta Malta Sözleşmesi olmak üzere, uluslar arası düzeyde taraf olduğumuz antlaşmalar da arazi üzerinde yapılacak her türlü yatırımın, kültürel mirası yok etmeden gerçekleştirilmesini temel ilke olarak kabul etmektedir.
Günümüzde bu yönde bazı olumlu girişimler olmakla birlikte, tüm ilgili birimlerin tam bir eşgüdüm içinde çalışabildiği söylenemez. Bu konuda yürürlükte olan yasa ve yönetmeliklerimizin dünyada yeni gelişen eğilimlere göre değiştirilmesi ve ilgili bürokratik yapımızın yeniden organize edilmesi ivedi bir zorunluluk durumuna gelmiştir. Bunun yanı sıra büyük yatırımların proje aşamasında koruma ve belgelemeyle ilgili kuruluşlarla gerekli iletişim ve koordinasyonun sağlanması büyük önem kazanmaktadır. Bugüne kadar yitirdiğimiz onca değere karşın kamuoyunda ve yetkililer nezdinde duyarsızlığı gidermek açısından Belkıs/Zeugma teslim olmadan önce tarihsel bir görevi yerine getirmiştir. “Belkıs/Zeugma için neden geç kalındı?”diyenler için “Hasankeyf’i kurtarmak için geç değil ne duruyorsunuz? “demektedir. 



TWITTER

Twitter hesabımıza göz atarak, tweetlerimizi inceleyebilirsiniz.

TAKİP EDİN!

FACEBOOK

Facebook sayfamızdaki paylaşımları inceleyebilir ve beğenebilirsiniz.

BEĞENİN!

YOUTUBE

Zeugma Videoları'nı izleyebilir, yorum yapabilir ve video paylaşabilirsiniz.

İZLEYİN!

BİZE ULAŞIN

Görüş, öneri ve diğer talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İLETİŞİM BİLGİLERİ